düşünce
fikir ve düşünce aynı şey değildirler, üstelik zıttırlar, hiçbir fikir sanıldığı gibi bir düşünceden doğmaz, kaldı ki yaşam tarihi boyunca onlar birbirlerine düşmandırlar„ fikir, kendisine uyan, kendisi gibi olan, ya da aslında sırf beğendiği için, hoşuna gittiği için bile diğer fikirlerin etkisine kapılır, onlara bir güzel karışır ve varlığını hep diğer fikirlerle devam ettirir, kendisini besler ve bu sayede kalabildiği kadar hayatta kalır, ama elbette bu sonlu bir hayat, bir gün bitecek olan bir yaşam, ve fikir ölür, yerini başka fikirler alır, üstelik bu yeni fikirlerde tıpkı bir soyağacının türeyen başka dalları gibi filizlenir, uzar, büyür ve onlar da ölür„ bir döngü gibi görünse de aslında durum tamamen bulaşıcı bir hastalığın kendisini bir şekilde devam ettirmesinden başka birşey değildir„ bu hastalığın kökünü kurutmanın, iyileşmenin tek yolu ise düşüncedir.. düşünce bir kök, uzanacak bir dal, yeşerecek bir orman istemez, bunlara ihtiyaç duymadan bedenimizin içinde dışında çevresinde bizimle birlikte yaşamaya devam eder, ve aslında şu “iyi huylu melek” dediğimiz görünmeyen varlığın ta kendisidir düşünce, kulağımıza hep bizim için güzel şeyler fısıldayan, bizi acı tatlı okşayandır..
fikir hep başkalarının hükmü, boyunduruğu altına sokar, uysal ve faydalı birer köle olarak bizleri hayat tacirlerine pazarlar„
oysa düşünce hep ihmal edildi, unutuldu, dışlandı, hafife alındı, ama yine de hiçbir zaman ölmedi„
düşünce bir gün, fikir bataklığından kusacak tüm fikirleri,
salt kendisi olarak, başka hiçbir fikrin etkisinde kalmadan yeniden ayağa kalkacak„
işte o gün ölecek fikirler, dinler, bilim ve diğer tüm hastalıklar„
bu kurtuluş, toplumların, devletlerin ya da diğer kolonilerin değil, yaşayan her türden varlığın„ bir insanın, ve mesela bir taşın sapandan kurtuluşu kadar kesin ve hızlı, bağımlısı olduğu o lanet fikirden koparak başaracağı hayattaki en büyük devrim olacak..
y.a
Yorumlar