Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

hasta

kitapların bulunduğu sıra sıra rafları karşısına almış onlara bakıp sürekli sırıtıyordu, ağzından tuhaf sesler de çıkıyordu, bazen eğiliyor, elleriyle karnını tutuyor, kusacakmış gibi duruyordu, problemli biriydi sanırım, böyle devam ederse müşterilerimi rahatsız edebilirdi, yanına gittim ve ; "iyi misiniz?" diye sordum,, birden doğruldu, yüzündeki o asık ve gergin ifade kayboldu, elini omzuma koydu, sırıtmayı bırakıp gülümsemeye başladı, sanki ağır hastamız birden iyileşmişti, ne kadar basitmiş meğer.. ama hiçbir şey söylemedi, o yüzden emin olmak için tekrar sordum ; "iyisiniz değil mi ?" benden uzundu, yine de gözlerimin içine içine bakıyordu,, "pardon!" dedi ve hemen arkamda duran raflardan bir kitabı çekip çıkardı; "bunu alıyorum.." sonra da kasaya gitti, ama kitabı orada bırakıp, mağazadan hızlı adımlarla kaçarcasına çıktı.. çıkarken alarm çalmadı, birşeyler çalmamış olması, ve dahası, müşterilerin de bu rahatsız adamı ...

şiir

biri bana – ne o, şiir mi ? dedi, hadi öyleyse bana şiirler oku, dedi .. sızlamaya başladı kalbim, başım zonkladı, sulandı gözlerim, ısırmışım dudağımı, bak işte, işte yine tadına bakmışım kanımın, dedim .. ne zaman oldu bunlar, bu gece mi, bu şiiri yazarken mi ? hadi söylesene, okurken mi ? bilmiyorum, sadece elime hakim olamıyorum, bu titremeler geçmiyor.. üşüyor musun ? hayır, yanıyorum.. ne o ? o ne o, yoksa yine elini mi yaktın! uzat hadi, uzat elini.. sonra bir çırpıda tutuştu sözler, eli elim oldu yanıp kül oldu.. y.a

hasta

hastalık seni kızdırıp canından bezdirmesin, o hiçbir şey değil, sadece kendisine uygun dere yatağı bulduğunda oraya yumurtlayan bir balık.. organları bağışlayın.. doğa bataklıktır, bunu da anımsayın.. diğer hayvanları böylesine zavallı, basit ve küçük görmek; salt kendi zekamızın eseri olan bu aptalötesi hükümranlığın yine tek kulu ve tebası olarak biz insanların boynu dik, ama gövdesi kambur, ve kör topal yürüyüşüne denk olsa gerek..  y.a

hasta

öğrenmek unuttuğunu hatırlamaktan başka birşey değil; insan ilk kendinden korkar, hatırla bunu.. onlara saygı duyuyorum çünkü bahanesi ne olursa olsun, insandan başka, bir de şu meşhur insanın kendisine benzetilmiş eğitimli köpekleri dışında, hiçbir hayvan başını eğip yerlere kapanmıyor.. burada tuhaf bir ironi var; her ne kadar hızla çoğalan bir tür olarak görünüyorsa da insan, nesli tükenmekte olan bir hayvandır.. ben bir ağacım, yaprakları mevsimsiz dökülmüş, suyu çekildiği için kökleri üzerinde duran, yürüyen, koşan bir ağacım.. belki de yaprağım ben, şimdilerde rüzgârla sevişen.. tüm bu eli kalem tutanlar,  yazarlar, çizerler, okurlar, oyuncular, izleyenler, işleri organize edenler, organizasyona katılanlar, ayrılıp kendi örgütlerini kuranlar, kuralları kendileri koyanlar var ya; başka kimleri saysam, gözüme ilişen şu çöpçü, başında yamuk bir dengeyle taşıdığı tepsisi ve cırtlak sesiyle simitçi de, üniformalı ve yamalı tüm bu insanlar var ya; ...