başlangıç




*

içimde bunca yıldır dizginlediğim vahşi bir köpek var..


dişlerini içeriden etime geçirmiş aç bir hayvan.. duyduğum acı yüzüme yayılan tüm neşeyi alıp götürmüş görünebilir.. buruşuk suratımla, acı çektiğimi sanabilirsin..


ama zevk de insanı bu hallere düşürebilir..


nasıl anlatmalı şimdi bunu..


giderek soğuduğumu hissediyorum.. örneğin kahramanlık gösterileri adı altında yapılan yunus katliamlarını, şişlenen boğaları, derisi için işkenceyle öldürülen hayvanları, insanların inandıkları saçma sapan şeyler uğruna birbirlerini katletmelerini, ya da doğanın acımasızca yuttuğu canlıları izledikçe, feryatları dinledikçe çok da titremiyorum artık..
üzülüyorum ama.. o kadar da içim acımıyor..

ben tüm bu olanları izlerken, aklım birden dünyanın henüz taze bir bebek olduğu dönemlere gidiyor.. sanki daha önce gitmişim de oraları biliyormuşum gibi.. oksijeni, atmosferi olmayan, fokur fokur kaynayan bir yeryüzü..


işte orada tepelerden birine oturmuş varoluşu izliyorum..

volkanlar kükrüyor, kulaklarım olsa sağır olurdum.. gözlerim olsa körelirdim.. belki heryerim yanardı.. üstelik kalkanlarım da yok.. ama bana birşey olmuyor.. çünkü onlardan biriyim.. biraz lavım.. biraz azot, hidrojen, karbon ve kükürtlü bir şey işte..

tepede topaklanmış bir halde olanları seyrediyorum..


buralar çukurdu.. göz alabildiğine çukur, uçsuz bucaksız boşluklarla dolu çukurlar.. ayaklarım olsaydı eğer kızgın bir sacın üstünde yürümekten beterdi bir yere gitmek..


siz yoktunuz buralarda..


kimseler yoktu.. sevdiğim kadınlar, insanlar yoktu.. dinler henüz icat edilmemişti.. henüz insan, insan olduğunu farkedip kendini üstün ilan etmemiş, dünyayı ülkelere bölmemişti..


yerin altından püsküren su buharları, fazla değil biraz yükseldikten sonra yağmur olarak kendini ait olduğu yere bırakıyordu.. fakat yer o kadar sıcak ki daha düşmeden buhar oluyorlardı yeniden.. bulunduğum tepeden bakınca bir açmaz gibiydi tüm yaşanan.. öyle bir sabırla izledim ki, milyonlarca yıl sürdü bu gösteri..
nihayet yağmurlar inatla düşmeye devam ettikçe, içim gibi, yer de soğumaya başladı.. işte o zaman sular birikmeye, denizleri oluşturmaya başladı..

ışık heryerdeydi..

heryer aydınlık.. ve hala çok sıcak.. o zamanlar yaşamak, tıpkı saunada hayat sürmek gibiydi.. zaten hayat da henüz yoktu diyebilirsiniz.. ama böyle diyebilir miyiz.. oksijeni olmayan, çok sıcak bir gezegende hayat mümkün olamaz mı..?

neden olmasın.. oksijene ihtiyacım yoksa, ve sıcağı seviyorsa bedenim, hayat benim ihtiyacım olan şartları böyle oluşturuyorsa bu neden mümkün olmasın.. bunun için insan olmamam gerekiyorsa, niçin bir volkan ağzına yuva yapmayayım..


böylece çok uzun bir zaman geçti.. hiç sıkılmadan, zevkle, ve soluksuz izlemeye devam ettim herşeyi.. güneşten gezegenime ulaşan mor ötesi ışıklar öyle kuvvetliydi ki denizlerin yüzeyini parçalıyordu adeta.. hidrojen oksijenden kopuyor, yükseliyor, yükseliyor, ve yükseliyordu.. uzayın derinliklerinde kaybolup gidiyordu.. geriye oksijen kalıyordu.. ve oksijen biriktikçe, mor ötesi ışınların da önü daha çok kesilmeye başladı..

böylece deniz biraz soluk aldı..


ve atmosferin yegane örtüsü oluşmaya başladı.. artık birileri güneşin bu çılgın saldırısına dur demişti;

- çek şu ışınlarını..!


mor ötesi ışık giderek azalmaya başladı.. oksijen yeryüzüne hakim oldu..

oksijenle tanışan "maddelerim" çözülerek, ya da diğer maddelerle birleşerek organik hallere bürünüyorlardı..

o zamanlar tüm bu olanlara anlam veremiyordum.. bu işin sonunda ne olacak diye çok merak ediyordum.. bu iş nereye varacak..?


derken ilk organizma deniz içinde kıpırdanmaya başladı..


siz hala yoktunuz..


bense hiçbir zaman "tam" olmamıştım..


içimdeki köpek dişlerini biraz daha sert geçirdi etime.. canım birazcık yandı.. gözlerimi açtım.. şimdi tüm bu olanlara yeniden baktığımda.. buraya kadar geldiğimiz yerin henüz yolun başı olduğunu gördüğümde.. aklıma hep bu başlangıç noktası, ve o tepe geliyor..

özlediğim yer sadece orası..

**

y.a

Yorumlar

Aşk ve Zehir dedi ki…
siz yoktunuz ben vardım, siz oldunuz ben yine vardım.. ama ne baktığım yerden bakabildiniz, ne olduğum yere gelebildiniz..

kendimin tanrısıyım ben..!
deniz dedi ki…
gözümden mi kaçmış bu yazı... veya okuduğumda bilincim bir yerlerdeymiş belki de...
ne de güzel anlatmışsın, teşekkürler.

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta