* içimde bunca yıldır dizginlediğim vahşi bir köpek var.. dişlerini içeriden etime geçirmiş aç bir hayvan.. duyduğum acı yüzüme yayılan tüm neşeyi alıp götürmüş görünebilir.. buruşuk suratımla, acı çektiğimi sanabilirsin.. ama zevk de insanı bu hallere düşürebilir.. nasıl anlatmalı şimdi bunu.. giderek soğuduğumu hissediyorum.. örneğin kahramanlık gösterileri adı altında yapılan yunus katliamlarını, şişlenen boğaları, derisi için işkenceyle öldürülen hayvanları, insanların inandıkları saçma sapan şeyler uğruna birbirlerini katletmelerini, ya da doğanın acımasızca yuttuğu canlıları izledikçe, feryatları dinledikçe çok da titremiyorum artık.. üzülüyorum ama.. o kadar da içim acımıyor.. ben tüm bu olanları izlerken, aklım birden dünyanın henüz taze bir bebek olduğu dönemlere gidiyor.. sanki daha önce gitmişim de oraları biliyormuşum gibi.. oksijeni, atmosferi olmayan, fokur fokur kaynayan bir yeryüzü.. işte orada tepelerden birine oturmuş varoluşu izliyorum.. volkanlar kükrüy...