Kayıtlar

Şubat, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

bir acayip mevzu

* - gece, kandil nedeniyle bir kanalın erotik kuşağında diğer günlerden farklı olarak daha kapalı sevişme sahneleri yayınlamasının kime nasıl bir faydası vardır..? ** y.a

yol

shpongle - nothing lasts.. but nothing is lost.. * gözümü onlara diktim, geldiğim yere.. onlar da gözünü bana dikti, gittiğim yere.. gelen ve gidenleriz.. nefretimiz bir.. izlerimiz aynı.. hırsımız ortak.. kıpır kıpır mı desem, kıvır kıvır mı.. yerinde duramıyor.. - işte bu o! tanıdım seni.. kör solucan önünde duran perdeyi aralıyor.. arkası karanlık.. kendi ışığıyla deliyor karanlığı.. ardından sürünüyor izlerin.. suyu geçip karaya çıkıyor.. burası.. onun için bambaşka bir dünya.. yeni bir hayat.. bir solucan nasıl olur da milyarlarca metreküp sudan, hayattan sıkılır.. ve nasıl olur da bir avuç karanlık toprağı, böylesi bir aydınlığa tercih eder.. ölümüne ilk adımı atıyor nemli toprağa.. şimdi öyle ağır ki beden.. oysa suda hiç böyle değildi.. yoksa yol yakınken geri mi dönmeli.. ama dönmüyor.. ardından gidiyor izlerin ve sana bunları yazıyor.. - işte bu o! tanıdı seni.. aklı bir karış, herşeyden uzak.. gözlerini havaya dikmiş, uçtu uçacak.. ** y.a

karmaşa

* karmaşadır yaşam.. onda huzuru arama boşuna.. hatalı, ve bolca yamalıdır.. evrenin karmaşası öylesine mükemmeldir ki neresinden bakarsak bakalım bize kusursuz işleyen bir saat gibi görünür.. oysa doğa, aksak ritimlerin en büyüğü, kör-topal bir dövüşün ortasındaki tek sağır hakemidir.. ve düdüğünü rasgele çalmaktadır.. ** y.a

teori

* biliminsanlarını üçe ayırıyorum..(şimdilik..) bir buluşu; - gülümseyerek, mutlu bir ifadeyle anlatan biliminsanı - şaşkın, faltaşı gözlerle anlatan biliminsanı - alaycı, ben bunu zaten biliyordum havasında anlatan biliminsanı.. sizce hangisi doğruyu söylüyor.. ama önce bir sır vereyim; ister gülün, ister şaşırın isterseniz ciddiye bile almayın.. gerçeğin kendisi de bir teoridir.. ** y.a

hava bozunca

* - içim yüz derece kaynasa yine de tenimi yakmaz benim.. - ama dışarıdan, senden gelen en ufak bir ateşle elim yanıyor.. - böylece içimdeki sıcaklık çıkıyor bin dereceye.. - ayaklarımı yerden kesen işte bu.. - buhar olmak.. - bu yüzden istedim hep sana karışmayı.. - sadece bana karışmanı.. - birlikte yanmak.. - kolayca tutuşturur beni dudaklarından kaçan sözler.. - ne şiir kalır o anlarda, ne de bir müziğin keskin tınısı kulaklarda.. - gürültülü, ışıklı bir gösteri sahnesi.. - gözler.. - soluduğumuz, alıp verdiğimiz şu bir nefeste harcadığımız herşey - ve bütün diğer gözler için koca bir bulut.. - buharlı sevişmeler.. - kaçıp yağmurundan, bir ağaç kovuğuna atar kendini.. - içinde şimşeklerin çaktığı.. - en yürekli sevgiliyi bile korkutan - derin iniltiler.. ** y.a

kadın

Resim
hangi açıdan bakarsan bak.. kadın kadındır.. ** y.a

renkler

Resim
sheryl crow - diamond ring * - hola! - rüzgâr seni sever.. - su seni sever.. - ve doğa seni sever.. someday you'll be like me with someone who just wants to be free.. ** y.a

sözlük

* insan : 1. hayatın orta yerinde peydah olduğu günü hayatın başı ilan eden ahmakgillerden iki bacaklı, dik kafalı organik canlı.. 2. yedirmeyen.. (eski dilde : yiyici) 3. halk dilinde: mendebur 4. “ben de seni insan bilirdim..” d. laurent 5. keyif verici madde 6. uçucu bir gaz türü.. ** y.a

sağır

harland - a perfect stranger * konuşuyorum, ama duymuyorsun.. kafamı suya soksam.. seninle öyle konuşsam.. nasıl olurdu.. duymasan da anlar mıydın beni yüzeye çıkan baloncuklardan.. yine de ne anladıysan bundan, boğulduğumu söylemişsin.. oysa sadece konuşmaya çalışıyordum.. öylesine.. havadan sudan.. ** y.a

renkler

Resim
aahh.. oohh! evet evet! devam et.. daha çok müzik! daha çok.. ohh! biraz çocuk, biraz kadın, biraz vahşi, biraz masum, biraz.. kadınla oynamak tehlikelidir.. hani istese.. sadece istese, yüz derece kaynar bedenim.. yansıma; bütünün yarısı.. ve tanrı dedi ki ; - aman tanrım! daha derine.. daha çok pedal.. kahramanlık zor iş.. iki kadın bir olursa.. doğru yer.. ağır işçi.. **

başlangıç

Resim
* içimde bunca yıldır dizginlediğim vahşi bir köpek var.. dişlerini içeriden etime geçirmiş aç bir hayvan.. duyduğum acı yüzüme yayılan tüm neşeyi alıp götürmüş görünebilir.. buruşuk suratımla, acı çektiğimi sanabilirsin.. ama zevk de insanı bu hallere düşürebilir.. nasıl anlatmalı şimdi bunu.. giderek soğuduğumu hissediyorum.. örneğin kahramanlık gösterileri adı altında yapılan yunus katliamlarını, şişlenen boğaları, derisi için işkenceyle öldürülen hayvanları, insanların inandıkları saçma sapan şeyler uğruna birbirlerini katletmelerini, ya da doğanın acımasızca yuttuğu canlıları izledikçe, feryatları dinledikçe çok da titremiyorum artık.. üzülüyorum ama.. o kadar da içim acımıyor.. ben tüm bu olanları izlerken, aklım birden dünyanın henüz taze bir bebek olduğu dönemlere gidiyor.. sanki daha önce gitmişim de oraları biliyormuşum gibi.. oksijeni, atmosferi olmayan, fokur fokur kaynayan bir yeryüzü.. işte orada tepelerden birine oturmuş varoluşu izliyorum.. volkanlar kükrüy...

efe

Resim
- efelenmeyin.. alt tarafı bir yuvarlağın üstünde yaşıyorsunuz.. ** y.a

cimri

* - öyle bedavaya olmaz.. yaşayarak, yaşamından birşeyler harcayarak öğren bunları.. şimdi, anlatsam da pul kadar değeri yok bilirim.. hem ben cimriyim.. elimde kalan son şeyi veremeyecek kadar cimri.. ** y.a

surat

* - gözlerimi birer limon gibi sıkıyorum bu gece.. ne kadar suluyum, ve ne kadar ekşi bir surat.. ** y.a

tuhaf

* - ben bir şekilim.. bir hoşum.. tuhafım.. ama siz de biraz öyle değil misiniz ? ** y.a

işçi

* - işçilik kalksın desem.. sendika itiraz eder.. ** y.a

canlı

* canlılar, ben canlı derken sizden bahsettiğimi anlayın.. insan, hayvan, bitki, bakteri adı her neyse onu anlayın.. bununla da yetinmeyip benim anladığımı anlayın.. toprak,hava, su ve ateş anlayın.. üçbin yıllık heykelleri, kırık porselenleri, ve geçmişten kalan her türlü kalıntıyı anlayın.. dalgaların az önce kumsalda bıraktığı izleri, ve geri götürdüğü herşeyi anlayın.. hiçbir şeyin cansız olmadığını anlayın.. ** y.a

zekâ

Resim
* zekâyı salt bir beyin faaliyeti olarak değerlendirenlere şaşıyorum.. bir zekâya sahip olabilmek için, bir adet beyine ihtiyaç olduğunu söyleyenleri ki bunlar biliminsanı dahi olsa anlamıyorum.. beyin ne kadar küçükse bir canlının zekâsı da o oranda küçük müdür..? aklım bir türlü almıyor.. ya beyni olmayan canlılar, mesela denizanaları.. onlar zekâdan yoksunlar mı..? tüm faaliyetleri güdüsel hareketlerden mi ibaret sadece.. bir tırtıl kozasını örerken, destek olarak bir yaprağı kullanıyor.. bu yaprağın dalını dişleriyle kesiyor, ve yaprak kısa bir süre sonra kurumaya, kurudukça da büzülmeye başlıyor, ve bir rulo haline dönüşüyor, böylece katlan mış kuru yaprak içinde gözlerden gizli bir şekilde kozasını örüyor.. tabii bu işlemlerden hemen önce yaprağın dalını dişleriyle kestikten sonra düşmemesi için tedbir olarak kendisini yaprakla birlikte dala tutturmuş oluyor.. tırtıl şimdi saklandı ve kelebek olmayı bekliyor.. ama zamanla, kuru yaprak diğer yeşil yapraklar içinde kuşların dikkati...