Düşünlerim

*

taraf tutmam gerekirse; hayvanların tarafını tutarım.. bu, ne tür bir hayvan olursa olsun..

insan, dilediği hayvanın kılığına girebilen hayvanımsı bir varlıktır.. üstün zekası, gelişmiş duyuları ve yorumlama yeteneğiyle her türlü ortama uyum sağlayabilir..

ya da uyumu bozar.. (her zaman..)


ama bir yılan, hiçbir zaman aslan taklidi yapmaz, ya da fare gibi olmaz.. keza fare de yılan gibi soğukkanlı bir sürüngeni oynamaz, tabiatında ne varsa odur..

o bir faredir, yılandır, aslan ya da çakaldır.. ikinci bir hayvan türünü içinde barındırmaz.. fakat insan bunu fazlasıyla başarır..

üstelik aynı anda ürkütücü bir yılan, ve zavallı bir fare olabilir.. kimileri onu bir aslan gibi görürken, kimileri de bir çakal olarak görebilir..


ve bu özelliğiyle
insan;

ne üstündür,

ne de onlardan biri..

**

y.a

Yorumlar

cache dedi ki…
insan çoğu zaman hayvandan aşağı olmayı bile başarabilendir.. Ne garip değil mi? Kendini yaratılmışların en üstünü sanan belki de en iğrenci olan..

bunu başarabilmesi için bu hamura her şeyin ama herşeyin katılmış olması gerekiyor.. Düşün! herşey.. Ürkütücü bu.. Nelere dönüşebiliriz kim bilir..
Anonymous dedi ki…
aklı dolayısıyla insan sürekli canlıların en üstünü sayıldı nedense ama geçen gün okuduklarımı taradığımda aklımda kalanlardan bazıları: kilometrelerce ötedeki tehlikeyi sezebilen ve açık arazide tehlikeyi iyi sezebildikleri için devekuşlarıyla dayanışma halinde yaşayan , tehlike anında yavruları sürünün içerisine doğru iten sürü liderleri olan zebralar.. bütün hayvanların inanılmaz yetenekleri var ve insanların aksine bunları en iyi şekilde kullanıyorlar.. sonuç olarak kesinlikle ben de hayvanların tarafını tutarım
Anonymous dedi ki…
PAZARTESİ NEŞESİ OLSUN:))

Hayvanlar hakkında neşeli bir mailden:

***

Eşek, iyi bir yol mühendisidir: Yokuşları en fazla yüzde yedi eğimle ve kısa mesafelerde virajlar alarak çıkar. Dediklerinde. .. ben de inanmamış ve nivelman yaptırmıştım (topoğrafik aletle ölçüm). Sonuç şaşırtıcıydı: %7.

Hani bu konuda çoğumuzun bildiği meşhur bir Kayseri fıkrası vardır:


1950'li yıllarda Amerikalı mühendisler gelmiş Türkiye’ye. Bir kısım imar çalışmalarına rehberlik ediyorlarmış. O zamanlarda yol güzergâhını belirleyecek alet yok, eleman yok.

Nafı'a mühendisleri eşeği yokuşa sürüyorlar, arkasından, elemanlar şerit metre çekiyor ve eşeğin ayak izlerine kazık çakıp istikamet belirliyorlarmış. Bunu gören Amerikalı mühendis, pratiği kavrayamamış ve sormuş;

- “Ne yapıyorlar böyle?”

- “Rampada yolun güzergâhını belirliyorlar.”

- “Anlayamadım?”


- “Eşek %7 eğimin üstüne çıkmaz, biz de eşeğin izinde kazık çakıp rampada yol güzergâhı belirliyoruz.” Deyince Amerikalı katılarak gülmeye başlamış. Yatışınca da sormuş;


- “Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?” Kayserili bozgun... cevap vermiş;


- “Amerika'dan mühendis getirtiyoruz.”...

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta