* çocuk, on yaşlarında , kısa donlu.. onbeş yaşına kadar bu donu kullanacak.. büyürken, büyükleri ona efelenecek “-sen kısa donla gezerken!” oysa bilmiyorlar ki, bizim çocukta para yok oyun yok, arkadaş yok, baş açık, yalın ayak tarlada yalnız çalışıp tüm gün eve buğday taşıyacak.. sonra, ondokuzunda askere gidecek.. en çok dayağı da o yiyecek.. askerlik bitecek, bir şekilde.. dönüşte büyükleri yine efelenecek " - sen kısa donla gezerken!" adam olmasına çok var kısa donlu çocuğun.. evlendirecekler, düğünü anasının evinde bir ikindi vakti.. düğün dediysem eş dost yardım için bir şeyler getirip tozlu şekerini bir de kolonyasını alıp gidecek.. dualar okunup ağıtlar yakılacak.. kınaya karışacak gelinin gözyaşları.. ertesi sabah, sabah dediysem sabahın körü ezan da okunmamış henüz sıcacık yatağı ve kadını terkedip gözlerinde çapaklar ağzında henüz tattığı tuzlu dudakların tadıyla uçkurunu bile bağlayamadan tarlaya gidecek.. tüm gün eve buğday taşıyacak.. çok geçme...