Kayıtlar

Haziran, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

zorluk

* buraya ait olmamak ve ait olmadığın yerde kalmak zor.. nereye ait olduğunu bilmek de zor bilmemek de.. alışmakta zor alışkanlıkları bırakmak da.. başlaması da zor bitmesi de. . ** y.a

çocuk

* çocuk, on yaşlarında , kısa donlu.. onbeş yaşına kadar bu donu kullanacak.. büyürken, büyükleri ona efelenecek “-sen kısa donla gezerken!” oysa bilmiyorlar ki, bizim çocukta para yok oyun yok, arkadaş yok, baş açık, yalın ayak tarlada yalnız çalışıp tüm gün eve buğday taşıyacak.. sonra, ondokuzunda askere gidecek.. en çok dayağı da o yiyecek.. askerlik bitecek, bir şekilde.. dönüşte büyükleri yine efelenecek " - sen kısa donla gezerken!" adam olmasına çok var kısa donlu çocuğun.. evlendirecekler, düğünü anasının evinde bir ikindi vakti.. düğün dediysem eş dost yardım için bir şeyler getirip tozlu şekerini bir de kolonyasını alıp gidecek.. dualar okunup ağıtlar yakılacak.. kınaya karışacak gelinin gözyaşları.. ertesi sabah, sabah dediysem sabahın körü ezan da okunmamış henüz sıcacık yatağı ve kadını terkedip gözlerinde çapaklar ağzında henüz tattığı tuzlu dudakların tadıyla uçkurunu bile bağlayamadan tarlaya gidecek.. tüm gün eve buğday taşıyacak.. çok geçme...

diş

Resim
düşündüm de, bir dişini kaybetmek.. fil kadar acı vermiyor bana. .

leonard cohen

Resim
get ready for the future : it's murder pişmanlık dediklerinde, merak ettim ne demek istediklerini. . leonard cohen **

leonard cohen

"my fame as a ladies' man is something that hurts me, as I remember the thousands of nights that I spent alone in my bed.." "çapkın biri olarak yayılan ünüm, yatağımda yalnız geçirdiğim binlerce geceyi hatırladığımda, beni acıtan bir şey sadece.." leonard cohen **

içimdeki savaş

* - son kağıda ithafen.. kalemim ağırlaşıyor.. kelimeler gittikçe küçülüp ellerimde sönüyor.. kanları çekilmiş gibi.. kendine gelsin diye kalemi birkaç kez sallıyorum.. biraz daha yazıyorum ama sonra yine ağırlaşıyor.. yazıların rengi soluyor.. yetmiyor.. bırakıyorum kalemi elimden.. arkama yaslanıp nefesimi dinliyorum.. başka hiçbir ses yok.. masada saldırıya uğramış onlarca kağıt.. bazıları çizik çizik, bazıları da ucundan kenarından yırtılmış, parçalara ayrılmış.. - hani hassastın.. şu hale bak.. içinde bir canavar mı besledin ? bir meydan savaşında elimde silahım, kalemim.. tüm kağıtların canına okumuşum.. - sonuç ? hepsi dağılmış, hırpalanmış tükenmiş.. kazandım derken geriye, ruhuma atılmış çizikler parçalara ayrılmış duygular ve canına okunmuş bir ben kalmışım.. başımı yavaşça bu meydan savaşının orta yerine koyup nefesimi dinliyorum.. başka hiçbir şey yok.. ** y.a

nazım

Resim
en güzel deniz: henüz gidilmemiş olandır.. en güzel çocuk: henüz büyümedi.. en güzel günlerimiz: henüz yaşamadıklarımız.. ve sana söylemek istediğim en güzel söz: henüz söylememiş olduğum sözdür.. nazım hikmet ran * bir meleğin kollarında doğdun ana dedin sonra baba.. emekledin doğrulup yürüdün yalınayak koştun ve toprağa düştün düşürdüler seni.. sildin elinin tersiyle gözyaşını , devam ettin koşmaya kanarken dizlerin.. şimdi o en güzel denizde yüzen en güzel çocuksun sen .. yarım kalanlarsa ; yaşayamadıklarımız seninle, söyleyemediklerimiz.. ** y.a