Kayıtlar

Mayıs, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

veda

* bizi terk edenler gözyaşı olup düşer yanaklarımızdan.. sanki sıra sıra dizili bir veda treni bazıları daha acımasız usulca süzülüp dudaklarımıza ulaşır, acı tuzlu bir tat bırakır eriyip karışır ruhumuza yeniden ve yeniden.. ** y.a

yanılsama

* galiba yanılıyorum.. hiçbir şey, anlatıldığı ve anladığım gibi değil.. bazen, ellerimdeki titreme soğuktan açlıktan ya da tansiyondan olabiliyor.. dünya gerçekten yuvarlak.. ** y.a

ilham

* ne bekliyordun ? bazen böyle olur.. bir de bakmışsın, sıçrayan bir çamur sana ilham vermiş .. ** y.a

goldie

Resim
o bir artiz! sıkıldığını belli etmeyen! ve cool! ama köpek sonuçta, diline hakim olamayan..

masal

- bir masaldı kurtuluş, yenilgi gibi.. * bir ada varmış uzaklarda.. gidilmemiş, görülmemiş, hiç anlatılmamış masallardan başka.. orada yaşarmış deniz kızı hayali, akdeniz kıyılarına gelmekmiş.. görmeyi beklemiş sevdiğini, onaltı yıl boyunca.. sevdiği ona her yıl şişe içinde bir mektup yollamış her mektup özlem dolu ve gözyaşıyla yazılmış; “sabah yine sahildeydim, dalgaları dinledim, sesini duymaya çalıştım.. son gelişinden bu yana, onaltı yıl geçti.. görebilseydim seni yine, sonsuza kadar beklerdim.. gel artık..” nihayet onaltı şişe olmuş ve gitme zamanı gelmiş izin vermiş deniz ; "sevdiğini görebilirsin ama geri dönemezsin, kalamazsın da.." bir an bile düşünmemiş deniz kızı bırakmış kendini onaltı yılda bir gelen, onu sevdiğine götürecek olan dalganın akıntısına.. sürüklenmiş aylarca nihayet ulaşmış akdenizin kıyısına sevdiği adamı orada, onu beklerken görmüş.. denizden çıkıp sevinçle koşmaya başlamış kalan son gücüyle sarılmış sevdiğine hasretle.. son nefesini verirken, k...

leonard cohen

Resim
beni  önce müziğin açıyor.. bittiğinde, boş bir şişeyim masada.. kime döktüm içimi söyle, beni  kim içti...? * "boogie street" dinlerken not düşüldü, hemen şuracıkta.. sarmışken denizi yakamoz, ve kaçmışken uyku.. buluştuk o sokakta yeniden.. y.a

ihtiyar

* iki ihtiyar karı koca.. doksan yaşlarında.. gözlerini pek açamıyor kadın, açsa da eskisi gibi iyi görmüyor.. adam yürümekte zorlanıyor, yaslanacak gücü kalmamış bastonuna.. ikisini tepenin denize bakan yakasında bırakıyor çocukları.. - temiz hava, güneş ve güzel bir manzara iyi gelir anneme.. diyor büyük oğlu.. torunları da can atıyor, onlarla kalmak istiyor.. çocuklar, manzaranın tadını doksan yıl öncesinden keşfetmiş iki afacan.. rüzgâr hafifçe esiyor ihtiyarları sarsmadan, bulutlar güneşi perdeliyor, deniz çarşaf gibi.. - bugün sanki herşey bizim için planlanmış.. diyor ihtiyar adam.. bunu söylerken cebinden evlendikleri gün çekildikleri siyah beyaz resmi çıkarıyor.. bir o resme bakıyor, bir karısına.. - herşey eskidi.. resim bile buruşup solmuş.. hatırlar mısın, bu resmi çekebilmek için adam bizimle bir saat uğraşmıştı, yanarsa vay halimize! ne heyecanlanmıştık.. - sadece heyecanlı olsak neyse.. çok sinirliydin! diyor ihtiyar kadın, alırken resmi hayat arkadaşından.. bir not düşü...