rapor

*

trt'nin stereo yayınlarına fm bandında başladığı o ilk zamanlarda, yeşil ışık yanardı, eğer yayın stereo ise yeşil, değilse hiçbir ışık yanmazdı ve bu yayının stereo mu yoksa mono mu olduğunu anlayabilmem için en geçerli işaretti..

stereo yayın ne kadar kulağa hoş gelse de benim sağ kulağım pek iyi duymuyor küçüklüğümden beri.. bunun için de onbeş yaşlarındayken doktora gitmiştim.. doktor amca bana bişeyim olmadığını söylemiş ve hadi gel kulağını yıkayalım demişti.. verdiği ilacı bir hafta kullandıktan sonra tekrar yanına gitmiştim.. kulağımı yıkadılar.. bu kulak yıkama olayı o zaman şöyle gelişiyordu, kocaman bir şırınga alıyorlar içine bir sıvı dolduruyorlar tüpten ve daha sonra kulağınıza dayayıp olanca hızla şırıngayı enjekte ediyorlar.. düşünebiliyor mus acaba bu nasıl birşey ? kulağıma sıktıkları suyun diğer kulağımdan çıkacağını sanıyordum ama öyle değilmiş.. sonra bana gösterdiler çıkan o sıvıyı.. bak nasıl da kirlenmiş gördün mü ! diye.. ama nasıl bir heyecan anlatamam.. bu, beynime tazyikli fışkırtılan sıvı psikolojisine katlanmamın tek nedeni sağ kulağımın yeniden duyacağına, daha iyi duyacağına dair olan inancımdı. sonra ne oldu.. ? daha da azaldı sanki duymam. değişen birşey olmadı. bu sefer beni ses geçirmez ! bir kabine yerleştirdiler, elime de bir alet verdiler, kulaklık taktılar sonra kabinden dışarı çıktı herkes, kapıları kapattılar.. kendimi bir an uzay çalışmalarında kullanılan maymun gibi hissettim..

bir de.. o kabin içinde yalnız olduğumu..

her gönderilen ses için düğmeye basmam gerekiyordu, ben o sesleri duymaya o kadar konsantre olmuştumki, en cılız sesi bile duyup düğmeye basıyordum. hatta bu konsantre olayını abarttım, duymadığım sesler için bile düğmeye bastım. karşımda, kabinin dışında oturan adama bakıyordum dikkatli dikkatli. onun sesi yollayıp yollamadığını anlıyor hissediyor ve ona göre düğmeye basıyordum ya da basmıyordum..

test bitti yarım saat sonra sonuçlar yüzde yüz duyduğumu gösteriyordu.. doktor, en zayıf sinyalleri bile duyduğumu söyledi.. ama bilmedikleri şey şuydu, ben gerçekten duymuyordum.. sadece düğmeye bastığımda, o sesin geldiğini düşünüyor ve hissediyordum..

sol kulağımı kapattığımda, sağ kulağıma gelen tek şey, uğultu ve gürültü. bunu söyledim ve ısrar ettim yeniden, bu sefer de beni bir başka odaya aldılar, ayakta gözlerimi kapatmamı ve etrafımda dönmemi, daha sonra sağ ayağımı kaldırmamı istediler.. o günde gerçekten ayağımda ya da belimde olmalı hatırlamıyorum, bir problem vardı.. fakat bunu neden yaptıklarını anlamadığım için bu sorunu söyleme gereği duymamıştım.. ne de olsa kulak burun boğaz uzmanı adamların bu sorunla ne işi olabilirdi ki..

dediklerini yaptım, bir kaç kez tekrarladım, bekledim, döndüm, durdum, oturdum. kabindeki maymun şimdi de 19 mayıs hareketleri yapıyordu..

en sonunda bana verilen rapor şu oldu : "%60 sağ kulakta işitme kaybı bulunmaktadır. "

hepsi bu kadar. ameliyat mı olacak, tedavi mi ? ne yapılacak? hiç birşey olmadı. anladığım kadarıyla benim ısrarla duymadığımı söylemem etkili oldu bu raporda ve herşey öylece kaldı.. raporumu aldığıma göre bu sorun kapanmıştır dedim!

aradan yaklaşık yirmi yıl geçti.. ben hala sağ kulağımın duymadığını söylüyorum, ve hala insanlar bunun psikolojik bir vaka olduğunu düşünüyor..

en son beş sene önce özel bir hastaneye gittim..

- bakın ben duymuyorum, teşhis koyabilir misiniz ?

sadece kulağıma baktılar bir cihazla.. hepsi hepsi beş dakika falan sürdü. vay be!.. eskiden olsa, küçük sesten yalıtılmış bir kabine koyarlardı, yaklaşık bir saat test yaparlar ve yetmeyince de "-otur! kalk ! dön ! ayağını kaldır! zıpla!" derlerdi.. hemde ekip olarak çalışırlardı; iki hemşire, bir doktor, bir asistan, bir de memur..

genç ve atılgan doktorumuz beş dakikada durumu teşhis etmişti;

- sağ kulakta bulunan ses algılama eşiğinde bir sorun var.. sesleri duyuyorsunuz ancak bu sesler beyine gidiyor ve beyin bunları anlamlandırıyor, işte bu seslerin beyine gitmesini sağlayan eşikte bir arıza var..

teşekkür edip çıktım.. şimdi iki raporum var..

üçüncüsüne az kaldı..

**

y.a

Yorumlar

ElisaDay dedi ki…
Biri kardeşimde olmak üzere tanıdğım iki insanda da aynı problem var. Onlar sizin kadar azimli değiller sanırım ki herhangi bir rapor sahibi olamadılar:) Kendilerine kulaklarının sağlam olduğu söylendi hep. Biz de "ne?" kelimesine aşina olduk onlarlayken:)
** dedi ki…
ne ? dememek için hep duyarmış gibi yapıp, kafamda canlandırdım söylenenleri.. tabi söylenenle benim anladığım farklıydı.. bu çok sık olunca, hayalgücüm geliştikçe gelişti..

kardeşlerime selamlar burdan.. onlar beni anlıyor.. ben onları :)
Anonymous dedi ki…
benim sonsuz inancım var ama bunun en güzelide sanırım bunu kabul edip kendiyle barışık olması insanın bunu yapabilmeniz çok hoş :) saygılarımla...

Bu blogdaki popüler yayınlar

hasta

hasta

hasta