bana sapık dedi, gözlerimin içine bakarak.. artık bakışlarımı yere devirmenin vakti gelmişti utanmadan soyunuyorsun karşımda, teşhirci! sapık seni! dedi bana bunları söylerken ağzımın içine kadar yanaşmıştı, dudaklarının nemini hissetmiştim, ağırlığıyla eziyordu sözleri, titreyişleri, yaşadığı her ne ise artık, öfke, arzu, acı, kızgınlık, kırılganlık, her neyse artık! o an tüm ağırlığıyla şunu anladım ki soyunmaktan daha ağır birşey varsa o da giyinmekti.. ona açılmak için soyunuyordum, kapanmak için giyiniyordum ben, moda olsun diye değil, sözlerimle, duygularımla, herşeyimle karşısına dikilmiştim, çılgına dönmüştü o derin ve büyülü bakan gözler, büyü bozulmuştu, önce birkaç şey fırlattı, kırdı, bağırdı çağırdı, dellendi, vurmak istedi, tırmalamak istedi beni, ama çıplaklık bir çeşit kalkan gibiydi, istediği şeyleri yapamıyordu bana, sadece içindekileri kusuyordu, kafası kesik bedenlerin kontrolsüz devinimi gibi, bir süre gücü kudreti t...