genlerimizde itaat etmek de var itaatsizlik de.. bazı yönlerden sevgi doluyuz, bazen nefretle boşaltırız içimizde olanı, kimi zaman sıcaktır elimiz ve yumuşacık, ve elbette tam tersi olabiliyor bazen.. ağlıyoruz mesela, gözlerimiz nemleniyor, hatta çoğu zaman sebepsiz yere oluyor bu,, ağlarken kendinize şunu soruyorsunuz, noluyor ya ! noluyor! birçok nedenden ötürü tüm gerçekliğiniz ve var olan görüntünüzle size insan olduğunuzu söyleyebilirim, evet insansınız, herşey mümkün böyle durumlarda.. işin tabiatında sevmek de var, ölmek de.. tercihlerimiz ve yaşantılarımız gen torbamıza elimizi sokup çekip çıkarttıklarımızmış gibi görünse de..; torbacıyı birazcık dikkate almalıydık.. ama yapmadık.. zekamız, alnımıza dayadığımız bir silah haline dönüştü.. işin sonunda kafamızı patlatıyoruz, beynimiz duvara yapışıyor gibi görünse de..; olan şu, o torbaya doluşuyoruz yeniden.. şimdi ihtiyar bana sırıtıyor, bekliyor, torbasından çekip çıkarmamı ...
Kayıtlar
Temmuz, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
aç olanın halinden aç olan anlamaz, o sadece açlığının derdine düşmüştür, açken açlığı anlatamazsın, açlığın buna izin vermez, bakmayın bu işin edebiyatına, o iş gazellerde öyledir, hayatın içinde acı bir notadır açlık, o içinizde çalmaya başladığında yaptığınız tek şey onu dinlemektir, açken açları anlamak bir saçmalıktır, yalandır, saptırmacadır, açlığın erdemi olmaz, onunla olgunlaşmak mı? hadi oradan! bu dünyada ölüm açlıktan beslenir, açlık öldürür, ya katilsindir, ya kurban.. bakın birşey daha diyeyim, bu duruma benzer bir nota daha var, o da hastalığın ta kendisidir.. hastalar için de durum böyledir.. şimdi “aç” kelimesinin yerine “hasta”yı koyup öyle okuyun yazılanları.. işte bu, midemi bulandırıyor, erdemin sahteliği, şapşallığı, bilgenin şımarıklığı ve cehaleti.. bu dünyayı yazarken işi sulandıranların edebiyatı, bizi aç bırakıyor, hasta ediyor..