Kayıtlar

Aralık, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

renkler

Resim
sonradan farketmiştim, karda yürürken çıkardığımız sesler, bizim için kedi mırıltısı gibiydi  dünya, işte bu kadar güzeldi gözlerimizde.. ve işte bu kadardı dünyamız.. sıradan değil sıranın dışında olmaktı bizim için yaşamak öyle bir an gelirdi ki, yakıyor muydun yoksa söndürüyor muydun ateşi, hiç anlaşılmazdı.. hola! olur bazen böyle.. acımayacak dediysem, acımayacak..
Resim
yatıp uyumalık..

hasta

açlık çeken bir mahalleye gelen kamyondan halka ekmek dağıtanları, dağıtır gibi yapanları hayal edin.. kalan son gücünüzle uzanıyorsunuz ekmeği alabilmek için, ama ekmeği tam yakalayacakken öteki herif ekmeği geri çekiyor, bitmiş ve tükenmiş haldesiniz, yere çöküyorsunuz, sonra aynı herif ekmeği burnunuza kadar getiriyor, kokluyorsunuz, sahi! benim mi şimdi bu ekmek? tekrar ekmeği tutmak istiyorsunuz ama o da ne! adi herif, ekmeği tekrar geri çekiyor, hatta şöyle yapıyor; birazdan ekmekten bir parça koparıp önünüze atacak ve siz o yoklukta bin şükürle o parçaya doğru yere hamle yapacaksınız,, işte bu manzara günümüzde insan hakları, eşitlik ve demokrasi, ve elbette din gibi toplumları ve insanları aslen birbirine yaklaştıracak, kaynaştırabilecek şeylerin pay edilme manzarasıdır.. o kamyonun teknesinde garip kılıklı merhametsiz ve adaletsiz ve korkunç yaratıklar var, ellerinde ise ekmek; ve onlar hep tok, sense hep aç kalacaksın.. ta ki anlayana kadar, uyanana kadar, belki de ...

hasta

bazen insan, kuş bakışı baktığında sevdiği şeyin, tam da içinde olduğunu anladığı zaman; boğulabiliyor..

hasta

susunca ne oluyor sanki,, hem yazmak değil midir susmak? yine yazma vaktidir, belki de geçmiştir biraz.. ya kuyruğuna tutunacaksın ya da bırakacaksın ipini çocukluğunda bir türlü uçuramadığın o uçurtmanın..