günümüz gerçeklerinden kopuk, kendi içimizde bir dünyanın uzun ve karanlık bir gecesinde yaşıyoruz,, küçük başarıları dünya ve güneşle kıyaslıyor, büyük yenilgileri ise çakıl taşı büyüklüğünde görüyoruz, bu bizi nereye götürüyor? gecenin sabahına mı? yoksa öyle bir yere tünemişiz ki güneşin hiç doğmadığı yıkıntı bir binanın iç duvarlarında açılan hücre misali bir çatlağa mı? derdimiz güneşin doğuşunu karşılamaksa yanlış yerdeyiz ve yanlış yere doğru gidiyoruz..