Kayıtlar

Şubat, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

notlar

belki kelimelerin bir ruhu, duygusu var gibi görünüyor okundukları zaman, oysa tek başına herşeyi ifade edebilme, anlatabilme gücüne sahip olan şey sözcükler değildir„  ne kadar çok yazarsanız yazın,  ne kadar kalın ciltleriniz olursa olsun, hiçbir ifade şekli onun kadar net, onun kadar keskin ve anlaşılır değildir.. işte bu yüzden çoğu zaman anlamasam da sadece bana hissettirdiğin şeyler için bile, seni çok seviyorum, matematik„ y.a

hasta

ben herşeyi içine alacak bir daire çizeceğim,, ama herşeyi, acıyı, mutluluğu, zevki, gözyaşını, sevgiyi, ihaneti, nefreti, yalanı, dürüstlüğü, soyut ve somut olanı, görünen görünmeyen, bilinen ve henüz bilinmeyeni, inanılanı inanılmayanı, canlıyı ve diriyi, iyi ve kötüyü, basit ve özeli, varlığı yokluğu,  sesi, sessizliği, tüm renkleri, derinliği, katıyı, sıvıyı,  zamanı ve herşeyi içinde tutan bir daire çizeceğim,,  elbette bir yerinden tutup başlayacağım çizmeye,  ve başladığım yere geldiğim gün, yani tam bir daire olduğumda ve benim dışımda hiçbir şey kalmadığında,, ağzımın kenarında tetikte bekleyen o köpüklü balon havalanıp içindekilerle birlikte patladığında,, yani susmayı bırakıp konuştuğumda; şöyle diyeceğim;  - artık daire diye birşey yok.. y.a

hasta

galiba en güzeli buydu, yarım olmak, kör topal yürümek.. “bana işimi öğretme!” dedi usta„ elinde rendeyle tahtanın üstünde hiç durmadan gidip geliyordu, belli ki işini çok seviyordu„ ihtiyar onu bir kez daha uyarmak istedi, “yanlış yapıyorsun ama!” * adam zaten ter içinde kalmış, yetiştirmesi gereken bir iş var, ve tahtada istediği gibi değil, daha fazla dayanamadı ve rendelediği tahtayı eline aldı ; ”al! oldu işte, hepsi bu kadar, güle güle kullan” diyerek henüz bitmemiş olan bastonu ihtiyara doğru uzattı.. ihtiyar son bir gayretle yanıbaşında oturduğu hızardan destek alarak ayağa kalktı; “işin de baston da senin olsun” dedi ve topallayarak ağır aksak girdiği kapıdan hızla dışarı çıktı.. y.a