Kayıtlar

Ocak, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

hasta

insan aşık olur diyorlar, saçma! şöyle deseler belki daha doğru olurdu, insan bazen hasta olur, hastalanır.. bir de şu var, hani, zıt kutuplar çeker birbirini diye„ hayır efendim, siz ona çekmek diyemezsiniz, düpedüz haksızlıktır bu, bunun adı kısaca kapılmaktır, birisi aslında sabittir, duruyordur yerli yerinde, siz ona doğru bir hamle yapar kaptırıp gidersiniz, sanırsınız ki bir yerlerde çarpışmışsınız, yok efendim, olur mu hiç öyle, dönüp kendinize bakın, bir de önünüze lütfen! çok rica ederim.. ha insan aşık olur, olmaz da değil, ama aşık olduğu kendisidir„  yani kadın erkeğe, kendinde olmayan şeyleri onda bulduğu için, yani erkek kadına, kendinde olmayan şeylere sahip olduğu için değil, sadece onu, kendisini bir ayna gibi yansıttığı için aşık olur, başka da bir gizemi yok,  saçmalama freud musun nesin! yanlarından geçip giderken hiç durmadan konuşuyorlardı, bir adam, bir masa ve bir tabure, üç kişiydiler„ iki çay, bir de simit istiyorum, dedim kadına.. y.a

ahlak

Resim
ahlak, henüz insan eli değmemiş, dini telkinlerle şekillenmemiş, bir şekilde acı tatlı haliyle bile bize henüz dayatılmamışken, çok uzun zamanlarda, bir yerlerde işte böyle karşımıza çıkmış olmalı.. bu iki canlıyı bir araya getiren, onlara paylaşmayı öğreten doğa, kaynağını acaba nereden almıştı ? neyi okumuştu da bu ikili, paylaşımı öğrenmişti.. en ağır felsefi, ve en kalın kutsal kitapların hangisinde geçiyordu ve ne olmuştu da bu efsanelere -ki  tozlu sayfalardan fırlayıp gözümüzün önüne kadar gelerek bize en saf ve içten halleriyle böylesine bir gösteriye soyundu bu yaratıklar..? y.a

hasta

sürekli olarak medeniyetin, insan gelişiminin tam olarak ne zaman ve nerelerde başladığına, nasıl ilerlediğine dair çılgınca bir araştırma var, oysa asıl bakılması gereken şey belki de gelişimin tam olarak nerede sekteye uğradığı, bozulduğu ya da durduğudur.. *  en yaman çelişkilerden biri;  muhtaçlar –ki ben onları vatandaş, yurttaş gibi isimlerle biliyorum -tarafından yapılan bir seçimle yönetime gelen bir liderin almış olduğu kararları, yine onu seçmiş olan ve kendisinde bu karar alma yeteneğini göremeyen,  başkalarının kendileri adına karar vermesine muhtaç olan yüzbinlerce, milyonlarca, milyarlarca vatandaş, yurttaş topluluklarına onaylatmak zorunda kalmasıdır.. * duvar, yapan için değerli, kutsal ve hayranlık vericidir, onu aşabilen kimse içinse bir hiç.. y.a

raskolnikovun rüyası

Resim
resim; john simm, crime and punishment “raskolnikov iyileşmeye başlayınca, hastayken gördüğü düşleri hatırladı.. ateşler içinde yatarken, sayıklamalar arasında korkunç düşler görmüştü.. asyanın derinlerinden avrupaya doğru bugüne dek görülüp duyulmamış bir kıran geliyordu.. seçkin birkaç kişi dışında herkes ölüyordu.. insanların bedenlerinde yeni birtakım kurtçuklar, gözle görülmeyen yaratıklar türüyordu.. ama akıl ve iradesi olan yaratıklardı bunlar.. bunları bedenlerine alanlar cin tutmuşa dönüyor, deliriyordu.. öte yandan, insanlar kendilerini hiç, ama hiçbir zaman, bu yaratıkların pençesine düşenler kadar akıllı, gerçeği bulduklarından emin hissetmemişlerdi.. verdikleri kararları, yaptıkları bilimsel araştırmaların sonuçlarını, ahlaki ve dini inançlarını hiçbir zaman böylesine şaşmaz doğrulukta bulmamışlardı.. bütün köyler, bütün kentler, tüm dünya, tüm insanlar bu hastalığın pençesindeydi, herkes deliriyordu.. kimse kimseyi anlamıyor, herkes telaş içinde koşturuyor...

hasta

Resim
büyük ve küçük kavramlarını içtenlikle kabul ediyoruz, çünkü en basitinden; bir çocuğa her  zaman küçük gözüyle bakıyoruz, bu da bizim, kendimizin bir büyük olduğunu kabul ettiğimiz, ya da şöyle diyelim; sandığımız anlamına gelir..  zaten bundan daha doğal ne olabilir! fakat gözden kaçan birşeyler var bu işte,  bu kendi kendimize yutturduğumuz safsata doğa yasasıyla kabulleniriz tüm tiranları, sultanları, kralları.. o andan itibaren bir çocuk gibi değil belki ama, bir “küçük” gibi düşünmeye başlarız ve bu nedenle büyükleri her zaman olduğu gibi, sadece biz küçükler yaratırız.. y.a

Mahler Symphony No.5

Resim