Kayıtlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

itaat

insanların bir lidere olan sadakati, ona itaat edişi ve onun için ölmeleri, karınca ve yabanarısı kolonilerinin kraliçelerine duydukları itaatten çokça farklıdır„ hiçbir arı, hiçbir karınca zorla ya da telkinle kraliçenin hizmetine koşmaz, ona duydukları karşılıksız sevgiyle de bir alakası yoktur ölümlerinin„ onlar daha çok bir hayatı yaşatmaya çalışırlar her daim„ bu anlamda kraliçenin yaşamı arılara bağlıdır, karıncaların yaşamıysa kraliçelerine„ ve bu bağlılık bir yeminle, bir anlaşmayla da gelmez„ ama özünde öyle bir anlaşmadır ki bu; onu tüm içtenliğiyle ve sadeliğiyle okumak koloniye yaşamı verir, ya da hayat alınacaksa ellerinden, hepsinden alınır, olur biter.. ortada asla bir savaş yoktur, zaten yaşadıkları bu kargaşaya ve çarpışmalara hiçbir zaman savaş gözüyle bakmazlar.. bizim sadakatimize gelince; bu ancak kendi ellerimizle yaptığımız çitlerin içinde otlayan sürüler üzerinden değerlendirilebilir.. yani böyle olduktan sonra, böylesine milyarlarca kalabalık bir sürünün kralı,...

aptal

Resim
neden bir türlü anlaşamıyorsunuz, sürekli kavga ediyorsunuz, neden hep birbirinize karşı üstünlük kurmaya çalışıyorsunuz, kısacası sonuç olarak neden hep acı çekiyorsunuz ?  “karşı cins”  yanıt orada işte ona iyi bak..  sen kalkmış birşeyi, bir objeyi, henüz somut hale gelmemiş bir düşünceyi, ve dahası birisini karşına almışsın bir kez, artık hazırsın ona vurmaya, ya da kendini savunmaya, ve sürekli bu duyguyla yaşamaya,, adına savaş, yaşam mücadelesi falan diyorsun ya; tüm bunlar bir saçmalık!  tüm bu olanlar resmi olarak henüz kayıtlara geçilmemiş bir “aptallık” y.a 

lacan

Jacques Lacan Parle (Speaks) from dd on Vimeo .

yağma

bir kitabı yağmalıyorlardı, bir romanı, bir düşü parçalıyorlardı„ gelen her kişi bir cümleyi kesip heybesine atıyor ve hızla oradan uzaklaşıyordu„ olay yerine geldiğimde haliyle cesedi teşhis edemedim, onu tanıyabilmek için kalbimin kaldıramayacağı şeylere bakmak zorunda kaldım, bir son vardı bu hikayede„ onu bile almışlar„  - güzel şeyleri paylaşmak, güzeldir„ pastayı, dondurmayı, bir kadeh şarabı, aşkı ve bir kitabı.. ama paylaşımın da ince, keskin bir çizgisi var; o çizgiyi geçtiğinde elinde artık her ne kaldıysa onu paylaşmıyor, sadece yağmalıyorsun..  y.a

notlar

ya birisinin hayatınıza aniden, izinsiz girdiğini, ya da hayatınızdan yine beklenmedik bir şekilde ve terbiyesizce çıktığını düşünüyor ve bu nedenle kendinize çok kızıyorsunuz;- ah, ne acıklı bir adamım! ne kadar zavallı biriyim!; ama unuttuğunuz birşey var; şu yaşamda yapabileceğiniz en etkili eylem, yürümektir..   oysa kalan; yürümeyi hiç beceremeyendir„ bank aşığıdır o„ beklemeyi, sadece beklemeyi sever.. y.a

hasta

“beni affet!”  o çok derinlere yapılan yolculuğun sonunda karşımıza çıkan derisi içine çekilmiş, kaburgaları yerinden oynamış kupkuru sıska ve kara köpeğin ta kendisidir, havlasa bile sesi o kadar cılızdır ki sadece inlediğini duyabiliyorum en teknolojik aygıt olan kulağımla„ öyle gelişmiş bir aygıta sahip olmak da iyi birşey değil hani! sonuçta en hafif yakarış bile sağır edebilirdi beni, ama ben ne yaptım! çömeldiğim yerden doğrulup uzadıkça uzadım, su üstüne çıkmıştım, seslerden uzak ve gökyüzüne yakındım artık.. gitmeliydim, vakit epeyce geçmişti ve zaten gidiyordum„  yine de en azından yapılması gereken tek birşey kalmıştı ve ben de onu yaptım; birkaç adım sonra durdum ve geriye yarım bir daireyle döndüm, kısık bir sesle ona “beni affet!” dedim.. y.a

hasta

Resim
- kadınlara bakmayı seviyorum, onları süzmeyi, incelemeyi, takip etmeyi ve onları izlerken birşeyler düşünmeyi çok seviyorum, abartı görünebilir ama bazen öyle kadınlar da çıkıyorki karşıma bakmayı bırakıp kesiyorum, kesmeyi bırakıp gözlerimle yiyorum onları,, nerede olursa olsun, otobüste,  parkta, kaldırımda, bir kafede, boş boş gezinirken, denizde yüzerken bile boş durmuyorum,, balkonda çamaşır asarken bile gözüm yollarda ve karşı pencerelerde,, hep bir kadın arar dururum.. en son nihayet bunu itiraf ettim sevgilime,, bana "hastasın sen!" dedi..  bakıştığımız o günleri unutmuş anlaşılan, düşünsene bir, buluştuğumuz gün ne giydiğimi bile hatırlıyordu oysa,, tabii ben onun ne giydiğini hiçbir zaman hatırlayamazdım,, ama ayrılma nedenimiz bu değildi,, bir başkasıydı, bir kadının başka gözleriydi,, kadın bana bakıyordu,, beni kesiyordu, kesmeyi bırakmış beni yiyordu.. y.a

aşk oyunu

silah ve mayın,, öldürmek için tasarlanmış, sadece öldürmeye yararlar,, yarar da ne kelimeymiş-akıllara zarar! ateş ki elle tutulmaz, ama tutan da var, o ayrı, bedenini ve aklını parayla değiş tokuş etmiş bir zavallı, hakiki bir fakir,, hem sirk cambazı değil miydi kendisi, ip üstünde yürüyor ve ateşi yutuyor hani, tüm marifeti işte buydu! olsun, yırtıp atın tuttuğunuz tüm notları,, bakın ne diyorum; - onun böylesine maharetli biri olması, ateşin, içine aldığı herşeyi yakıp erittiği, küle çevirdiği gerçeğini pek değiştiremez! yine de bir gayret kalkmış, elinde kalan bu son marifeti kuşanıp aşk sözcükleri döşüyor sevdiğine; - içimde aşkın soluk ateşi, sen, gecemin en alevli yıldızı! ve her nasıl yapıyorsa, bunları söylerken ağzından tek bir daire olsun duman bile çıkmıyor görüntüsüne baksan tam bir budala, yani aşık, siyah beyaz bir palyaço, belki de safkan bir katil kadının ondan geri kalırı yok “yürek ister yakmak!” diye hıhlıyor uzaktan aklınca körüklüyor ateşi ama adam ateşle oynama...
Resim
müzik, şu an da dinlediğiniz ve birazdan bitecek olan bir kayıttan ibaret değildir.. elinize aldığınız bir enstrüman ve kağıda dökülen notalardan çok daha fazlasıdır o„ hayatın ta kendisidir„ acı ve zevktir„ gürültülü ve coşkun, sert ve güçlüdür, sessiz ve yumuşaktır, bir şekilde içinize girer.. y.a