Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

isyan

Resim
(müzik: balanescu quartet - aria) delirin dostlarım„ çıldırın artık! tutmayın içinizdeki o isyancıyı daha fazla,, bırakın onu, kaçıp gidecek ya! göreceksiniz bakın, çok değil, az sonra geri dönüp yine size gelecek! hem de o nasıl bir dönüş, sanki yıllardır bir kürek mahkumu, sanki sizin değil de başkasının göğüs kafesine zincirli bir esir gibi, kaçıp kurtulmuş da düşman esaretinden, evine dönüyormuş gibi„ o çok uzaklardan tüten bacasını görünce evinizin, sizin o güzel pencereli gözlerinizin önüne kadar sürünerek atınca kanlı ellerini„ kafasını, öyle bir bastıracak ki göğsünüze; yeniden deli gibi atmaya başlayacak kalbiniz„ artık bir kulağınız kapıda, bir gözünüz pencerede işte o zaman duyacaksınız yeniden, yeniden göreceksiniz herşeyi ve 'ben geldim' diyecek nihayet! az biraz çıkan sesiyle, ben geldim.. senin o tatlı biricik isyanın.. y.a
Resim
resim: gregory colbert mamadou diabate - tunga bizi birer canlı yapan; nefes alıp verişimiz, yeme içmemiz, ve gülüp ağlayışlarımız değil„ onlar bir vücudun devinimi için gerekli olan şeyler sadece.. eğer tek ölçümüz hareketse, etrafımızda müthiş bir canlılık var demektir, arabalar canlıdır, sürekli birbirinin içine geçen dişliler, bir duvarı delen matkap, büyük bir gürültüyle çalışan motor da pekâla capcanlı olabilir bu anlamda,, fakat, artık şunu çok iyi biliyorum ki bizi canlı kılan şeyin diğer canlılar olduğunu göz ardı ettiğimiz zamanlardan beri, hepimiz birer makineyiz, bir robotuz.. damarlarımızda kan yerine inceltilmiş kirli, bulanık bir yağ akıyor, kalbimiz bir pompa görevini yapmaktan başka bir işe yaramıyor, nefes alıp veriyoruz ya! üflüyoruz, havayı içimize çekiyor, sonra yine üflüyoruz, balon gibiyiz, şişip iniyoruz„ bir gemiyiz, yelkenlerimizi rüzgârla dolduruyor, ama şu koca denize, hayatın ta kendisine;  bir türlü açılamıyoruz.. y.a

mal

para sermaye kıymet emtia bol sıfırlı rakamlar kağıt sesleri metal sesleri sırıtık yüzler asık suratlar yitik bedenler ve kayıp ruhlar kolkola girmiş hep bir ağızdan koro halinde şu şarkıyı söylüyorlar bana ; satın aldığın herşey seni bir gün satın alır.. y.a

yayalar

Resim
insanların yürürken çıkardığı sesler, robot evriminin nerede başladığını anlatır bana.. bir kadın, tüm doğallığından en az yıldızlar kadar uzakta bir yerlerde yürürken, buralara, kaldırımdan kulağıma çalınıyor topuk sesleri..  işte! tam önümde ve ayağı burkuluyor„ soğuk, mavi bir buzdağı, baştan ayağa çatırdıyor yerde ve şimdi o, sıcacık ağlayan bir kadın artık.. o kadar kadın ki diğerleri ve ötekiler gibi tutup elinden kaldırmayı,  ve onu yeniden bir robot yapmayı hiç mi hiç istemedim.. y.a

royksopp forever

Resim

hayvan

Resim
tdk'da hayvan, duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık olarak belirtilmiş..  peki insan nedir diye merak edip baktım;  evreni bütün olarak kavrayabilen (!),  bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı diye bahsedilmiş..  şahsen bakıyorum da bu durumda ben, birinci tanıma daha uygun görünüyorum..

yayalar

 otobüs olmadığın bir gün daha ve sanırım bu bir daha olmayacak.. en azından yorucu bir günün ardından, ayaklarıma giren o kramplardan sonra tam iki saat seni ayakta bekledim nihayet gelip önümde tısladı ama binmedim lanetliydi koltukları dolu içi boştu .. y.a

yayalar

biz seninle tanıştık seninle yabancı olduk bu kaldırımlarda bir kadın geliyor karşıdan bana doğru şimdi geçti yanımdan bir arabada kornaya bastılar o an bir ışık yandı birileri tam o sırada tokalaşıp tanıştı ve bir kuş uçuştu tepemden kadına doğru.. görmedim ama kanatlarını duydum.. y.a

kelimeler

seks kelimesinin cinselliği, cinsellik kelimesinin sevişmeyi, ve sevişmenin hazzı nasıl öldürdüğünü unuttunuz mu ? edebiyat, tıpkı savaşlarda gerekli olan o ateşli silahlar gibi, herşeyi nasıl da yok ediyor sanat adına.. karanlığın kıymetini ve tadını bilmeden ona lanet okumak; işte size yok yere kendi canına kıymanın başka bir yolu.. y.a

hasta

Resim
sen, seni tuttuklarını söylüyorsun, ellerini ve ayaklarını bağladıklarını„  ama ben öyle düşünmüyorum, en azından bir zincir olarak; böyle düşünmüyorum..  boğulduğunu söyledikleri zaman da bir deniz olarak; boğulduğunu hiç düşünmedim.. y.a

şiir

bazen, şiir yazasım değil, okuyasım var şöyle derinden kimsenin duymadığı kadar hafiften,  hani derler ya bir nefes gibi   burnumdan girip yine burnumdan çıkacak„ ve bir daha da dönmeyecek türden bir şiir olur da yine karşıma çıkarsa bir yerlerde hiç tanımadığım biri gibi bir yabancı gibi hiç duymadığım bir dilde bana birşeyler söyleyecek ve diyecek ki en son; seni bir yerlerden tanıyor gibiyim,, söyler misiniz siz,  hangi mısranın uçurumundan  aşağı sarkmıştınız ? y.a

suçlular üzerine

Resim
kin-yeh'in, hırsızlar, hırsızlık amacıyla adam öldürenler, kalpazanlar ve zorbalar gibi sıradan suçlulara karşı belli bir hoşgörüsü vardı.. şöyle derdi; "bu suçlular ahlak kurallarına karşı gelirken, üstadların bu karşı gelme için önerdikleri gerekçelere dayanmazlar, ama aynı nedene dayanırlar: bu işleri, açlık kol gezdiğinden ve kaba kuvvetten başka kazanç sağlanabileceği için yaparlar.. şöyle denebilir: kendi yararları uğruna yine kendi yararlarına karşı suç işlemiş olurlar.. ama karşı geldikleri yasalar ne de olsa kötü yasalardır ve bu yüzden halk tarafından sevilirler.. sayısız kitaplarda göklere çıkarılırlar.. bu suçlular, güç bir sorun için çözüm bilmezler, ama böyle bir çözüm isterler.. tek başlarınadırlar ve ancak görünüşte topluma, başka deyişle kendilerinin dışındaki herkese karşıdırlar.. gerçekte ise kendisine toplummuş süsünü veren bir azınlıktır karşılarındaki.. asıl çok daha tehlikeli olanlar, bu suçluların peşine düştükleri ve bu suçluların peşine düşen kişilerd...