Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

hasta

Resim
2012,  bu her ne demekse artık.. hesabın kitabın olmadığı bir dünyada yaşarken, her nasılsa elinize bir takvim safsatası tutuşturulmuş, ve bununla yaşamanız öğütlenmiş„ şimdiden bu takvime bakıp, bir doğum gününü, milli bir bayramı, dini bir geceyi, kutsanmış rakamlarla işaretlenmiş kutsanmış günleri yeniden ve yeniden kutlamanın hazırlığına girişebilirsiniz„ geçenlerde„ geçenlerde dediysem sene 1972’de ben doğmuşum misal„ ve gün, ay, yıl denen bu kavramların içinde bir yerlerde yeniden ve yeniden, o anı yaşamak ve anmak adına sahte bir umutla bezeli hayallerle; ve işte bilirsiniz, o sırıtık gülüşlerle dolu bir dünyaya her nasılsa merhaba demişim.. cümleler boğmadan daha fazla beni, seni, birilerini; yeni yılınız kutlu olsun! y.a

boya

eline renkli ve boyalı bir fırça alıp                                                   onu beyaz ve pütürlü bir duvara salladığında duvarda oluşan lekelerin aynısını ikinci denemede, ve sonrasında, ve birçok keresinde elde edemeyeceksin, dahası öyle olsa bile, bunun                                                       bilek hareketinden çok, duvara yapışan bir damla boyanın,                   ...

hasta

daha ne olsun!  uzun uzadıya konuşulacak birşey değil bu; kısaca astroloji sapkınlıktır,, seni okumaz, yaptığı tek şey komut vermektir,, sana "otur!" demez, "oturmayı seviyorsun" der ve gizlice ayar verir, işin acıklı yanı şu ki hiçbir telkin de seni olmayı istediğin, ya da olmasını dilediğin şey ve kişi yapmaz,, bu büyük yanılgının çok uzun zamandır insanların üstüne bir karabulut gibi çökmüş olmasının önemli bir nedeni var; - toplanın, bölünün, dağılın ama dağıldığınız yerlerde gruplar halinde bekleyin, bizden gelecek tebliğ için hazır olun der.. kısaca ata sapkındır, şaşırmıştır,, ve onun soylu soyu, gelenekleriyle yaşamayı büyük bir erdem sayar, kaldı ki sapkınlıktır erdem, bir göktaşına, bir yıldırıma, bir fırtınaya, bir bilinmeyene ve görünmeyene tapacak kadar sapkın ve korkak.. y.a

zehir

zehir, kendisini bir karışımla meydana getiren kişinin ellerinde bal gibidir.. * aslında bunu anlatabilmek için başvurduğum en son yol buydu, yazmak.. ifade edebilmek için kullanabileceğim onlarca şey varken, sadece bununla yetiniyorum şimdi, yanlış da anlaşılmasın hani, kendimi ifade edebilmek için değil bu, sadece, hastalığın bir belirtisi olarak, kızaran bir yüz, terleyen bir alın, şişmiş gözler ve titreyen bir vücuda bakarak; “hasta bu!” denilmesi biraz eksik kalıyor, fakat şimdi emin olabilirsiniz; evet bu adam hasta,, kusmuyor da yazıyor .. y.a

renkler

Resim
anlaşılan o ki, gözlük daha iyi gösteriyor.. bu dil insanlığa ..   huzur bir gitar teli gibi, güzel ses verir.. iyice gerilmiş, ve kopmak üzeredir.. the end of psychology gezegenimi özledim.. dünyayı değil, o basit, belki şekilsiz, belki kara, belki de kızıl mı kızıl göktaşımı.. nasıl, ve ne şekilde bakarsan bak, istersen ışıkları da söndür, ne farkeder! o içinizden biri, ama benim içimden değil.. oradan bakınca nasıl görünüyor ? işte olan bu, beni ben yapan şeyin adı.. şaşkın kurt, bilge kurt, güzel kurt.. doktor haklı.. bugün bir dinazorla konuştum.. bir iki üç, tıp! bana bir zamanlar şöyle demişti bir zengin ; "kaşıkla yemelisin!", elime tutuşturduğu o metal şey, benden bile küçüktü.. tüm canlıların ortak eğlencesi; oyun.. aslında tüm renkler ya siyahtır, ya da beyaz.. biliyorum, kapağı a...

hasta

sağır olacağım günler sessizce yaklaşıyorlar.. benim güzel bildiğim o şeyler, hemen arkalarında, duvarla sırt arasında bir yerlerde,, artık çıplak bir odanın hasretini çekmekten yorulmuş, yine de perdesi, ve dahası penceresi bile olmayan bir evin hemen önünde eyleşiyor, kapısı yok bu evin, içi boş, duvarlarında asılı takvimler ve tablolar yok, dahası boyasız, ve tuğlasız .. şimdi onu duyabilmek için gözlerini sonuna kadar açıyor .. * “yanılıyorsunuz,” dedi mister kendinden emin, ve ekledi devamla; “belki de yanılmıyorsunuz ..” “hayır, siz yanılıyorsunuz bayım, her iki durumda da mutlak bir yanlışınız var, evet yanılıyor olabilirim, ama hayır hayır, yanılmıyorumdur belki, çünkü gözlerimle gördüm onları, yataktaydılar ve üstelik; çıplaktılar” “gözleriniz..” bunu kulağına fısıldar gibi söylemişti, sıcaktı nefesi ve yüzünü yakmıştı, kadın bir güvercin gibi kafasını aniden geri çekip şöyle bir baktı; “ne olmuş onlara?” “çok, çok güzeller.....