Kayıtlar

Mayıs, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

hastalık olarak gerçekçilik

.. buraya kadar şizofrenlerin, bütün zıtlıklarıyla birlikte bu gerçekliği bizim yaşadığımızdan daha da acıtıcı bir şekilde yaşamış olmaları gerekir.. bu insanlar gerçekliği başından beri yanlış algılamış değil (başlangıçta gerçeğe ilişkin herşeyi bilmiş olmaları gerekir) daha çok tam da gerçeğe fazla yakın oldukları için sözde bir insani bütünleme aldatmacasına katılmak ellerinden gelmez.. ancak kendi iç yaşamlarıyla bağlantı içinde kalma çabaları sonucu hastalanırlar.. kendi içlerindekini algılamak zorunda kalmamak için gerçekliğe kaçan diğerleridir;  "sağlıklı" olanlardır.. daha derin bir anlamda, şizofren, bütünlüğünü koruma ihtiyacıyla hareket ederken, "normal" olan kişinin ihtiyacı ise, yarılmadır..   bize dayatılan gerçeklikle kendi iç dünyaları arasındaki zıtlıkların gerilimini kaldıramadıkları için "normal" davranışın görüntüsü arkasına saklanan insanların bir süre sonra gerçek duyguları kalmaz.. bunun yerine duyguların ne olduğuna dai...

hasta

bir aslanla çarpışacak olsaydım onun karşısında çıplak olurdum, tırnaklarım sert ve uzun, kaslı ve damarlı görünürdüm.. ama bir demire karşı durmak, bir kılıçla vuruşmak, işte sahteliği bu yalın halin; beni onlardan biri yapıyor, ve onların silahını kuşanıyorum şimdi, meydan toz duman olsa ne çıkar, ne tadı var bunun, böyle yaşamanın.. * canlılık giderek makineleşiyor.. bu kentin kendine has en canlı yaratığı ne olabilir ? şimdi bir at daha sürülüyor arabaya, ayakları nallı, yüzü maskeli, ve ağzı köpük köpük, yola pisliyor, şehrin pisliğini temizliyor.. y.a